budin

Budapeşte

dünya güzeli bir şehir,

ortasından Tuna akar;

en duygulu keman çalan Çiganlar,

taze somun ekmek gibi sıcak,

dost insanlar,

Macaristan’da yaşar…

 

ist

İstanbul’un ortasından lacivert bir deniz akar,

Macar kızın sevdiği adam kıyısında durur,

Çigan müziği arabanın teybinde çalar,

O, dakikalarca balık tutanlara,

martılara, vapurlara, akıntıya,

bakar, bakar, bakar;

 

 

 

 

kavuşmalar uzadıkça yalnızlık büyür,

yüreklere sığmaz olur, taşar...

 

 

 

 

Sonra günlerden bir gün,

nohut oda, bakla sofa, bir kartal yuvasında,

birbirilerine kavuşup bir daha hiç ayrılmazlar.

 

 

 

 

 

İstanbul,

kızın artık hem gurbeti

hem de sılası olur...

 

 

 

 

Fakat, balık çorbasıyla,

Çigan müziğini özlediğinde,

Budin’in pek de uzakta olmadığını biliyordur...

*     *    *

 

 

 

 

 

İşte o Macar kızla ben, bizim için dünyanın en güzel şeyini birlikte yaptık ve ona Budapeşte’nin ortasından geçen nehrin ismini verdik. 

 

 

 

O Macar kızla, Türkiye ve Macaristan’da gerçekleşen dostluk gezileri, iki ülke arasındaki sanat, edebiyat etkinlikleri ve tarihi eserlerin, mekânların yenilenme çalışmaları için pişirilen çorbalara, bir tutam tuz atabilmiş olmanın verdiği mutluluğu birlikte yaşadık.

 

 

 

 

 

Belki bu anıların içinde en anlamlısı; Türk ve Macar çocukların kurdukları dostluklara şahit olabilmekti.   

Yarısının bir Macar, diğer yarısının bir Türk çocuk tarafından yapılmış resimlerden oluşan sergileri düzenleyebilmek, Türk-Macar karma çocuk korolarının konserlerini dinleyebilmek ve onlarca Türk ve Macar çocuğun küçük yaşlarda kurdukları dostluklara ve sonra da ayrılık vakti geldiğinde, birbirlerine sımsıkı sarılıp ağlaştıklarına şahit olmak duygusallığını birlikte yaşadık.

 

 

 

 

 

 

 

Bu gün Macaristan Cumhuriyeti tarafından şövalye nişanıyla onurlandırılırken en önce o Macar kıza; yaşamı paylaştığım eşim Györgyi Özoğuz’a teşekkür etmek istiyorum. Daha sonra Budapeşte’nin ortasından geçen nehirden ismini alan oğlum Tuna’ya, aileme, dostlarıma teşekkür ederim.

 

 

 

Türk – Macar kültürel ilişkilerinin gelişmesinde birlikte çalışmalar yaptığımız arkadaşlarımdan T.C. Büyükelçileri Sayın Bedrettin Tunabaş’a, Sayın Ender Arat’a, Sayın Kemal Gür’e; Macaristan Cumhuriyeti Büyükelçileri Sayın Ferenc Vegh’e, Sayın Janos Hovari’ye, sevgili dostum Macaristan Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Gabor Kiss’e, DEİK Türk-Macar İş Konseyi kurucu Başkanı Tuğrul Erkin’e, Türkolog Edit Tasnadi’ye ve TED İstanbul Koleji’nin değerli yönetici, öğretmen ve öğrencilerine yürekten teşekkürü borç bilirim.    

 

 

 

 

Küçük bir anekdotla sözlerimi tamamlamak istiyorum:

Bir 15 Mart Macar Milli Bayram gününde, bir otobüs dolusu Türk çocuk, Budapeşte’deki kardeş okulu ziyarete giderler. Havaalanından şehre otobüsle yol alırlarken, tam Milli Müzenin önünde bütün Türk çocukları koro konseri için hazırladıkları Macar Milli marşını söylemeye başlarlar. Bundan son derece etkilenen otobüsün Macar şoförü, gözlerinden sicim gibi yaşlar dökülürken, aracı yoğun trafik ortasında durdurup ayağa kalkar ve marşın sonuna kadar saygı duruşuna geçer.

 

 

 

 

 

 

İşte Türklerin Orta Asya’dan beri yakın dostu olan Macar Ulusunun milli duyguları böylesine kuvvetlidir. Her sene yeni yıla girilirken, gece yarısı saat 12.00 olduğunda, bütün televizyon kanallarından yayınlanan milli marşlarını, bulundukları yerde ulusça ayağa kalkıp söyleyen bir millettir Macarlar.

 

 

 

 

 
   

 

Macaristan Cumhuriyeti’nce bu ödüle değer görülmekten gurur duydum, yürekten gelen teşekkürlerimi tekrar sunuyorum. 

Can Özoğuz  
(İstanbul, 22.10.2013)

 

 

 

 

 

 

 

 

Can Özoğuz'un canlı konuşmasının "You Tube" bağlantısı

 

 

 


www.oykucu.net (ana sayfa)