Süha'nın anısına...

 

 

 

ÜÇ KURUŞLUK HATIRALARIM

bir sürü eski eşya,
yıllar boyu toplanmış;
saçılmış her tarafa,   
çekmecelere, raflara...    

yarım yanmış bir mum, inciler, 
kırık bir parça kurabiye,
saç tokası, bilezikler
ve zamana dağılmış bir kolye... 

üç kuruşluk hatıralarım
benim için çok değerliler,
çöpe atmaya gücüm yok
oysa beş para etmezler;


üç kuruşluk hatıralarım
benim için çok değerliler,
bir tek onlar bilir
yaşantım kaç para eder... 

yıllar önce panayırda
açan yapay bir çiçek;
parlaklığı, kokusu kalmamışsa da
hayallerinden vazgeçmez hâlâ...  

bir bez bebek, toz içinde
masa ortasında bırakılmış öylece;
ruhu çoktan uçmuş olsa bile,
gömemem onu hayalimde...

üç kuruşluk hatıralarım
benim için çok değerliler,
çöpe atmaya gücüm yok
oysa beş para etmezler
;

üç kuruşluk hatıralarım
benim için çok değerliler,
bir tek onlar bilir
yaşantım kaç para eder... 

           saatin tik tak sesi durmuş                
narin kalbi kırılmış belli;       
küçük ayna kararmış olsa bile     
geçmiş zaman yüzleri içinde gizli...  

bantta eski bir şarkı
hışırtılar melodiden fazla,
ne zaman dinlemek istesem
geçmiş fısıltılar kulağımda…   

 
üç kuruşluk hatıralarım
benim için çok değerliler,
çöpe atmaya gücüm yok
oysa beş para etmezler
;

üç kuruşluk hatıralarım
benim için çok değerliler,
bir tek onlar bilir
      yaşantım kaç para eder… 

                         
(Bródy)

 

 

 

 

ve o korkuyla baktı
Süha Canbay (Ve O Korkuyla Baktı...)

 

 

bir fincan kahve daha,
yolculuk için;
bir fincan kahve daha
aşağıdaki vadiye
gidebilmek için...
                                         

(Dylan)

Bir adam tanımıştım, sabaha kadar Marmaris Yat Limanı’nda bir tekne güvertesinde hiç durmadan “One More Cup Of Coffee” çalıp söylemekten zerre kadar yorulmayan,
Bir adam tanımıştım, aklına estiğinde Meşrutiyet’ten Ahmetler’e kadar geri vitesle araba sürebilen,
Bir adam tanımıştım, duvarları turuncu tavanı siyah odasında, karanlıkta çalan pikabın kırmızı ışığına gözleri kilitli saatlerce hayal kurabilen,
Bir adam tanımıştım, BBC’nin on saatlik Beatles radyo programını, Stüdyo FM için kasetleri milyon kere durdurup geri sararak Türkçeleştirebilen, 
Bir adam tanımıştım, çok isterse hayallerini gerçekleştirebilen, cebinde üç otuz parayla okyanus ortasındaki tropik adalara seyahat edebilen,
Bir adam tanımıştım; evdeki alaturka tuvaleti karanlık oda, turuncu duvarlıyı resim atölyesi yapabilen...


o gerçek bir hiçbir adamdı,
hiçbir yer topraklarında oturup
bütün hiçbir planlarını
        hiçbir kimse için yapardı…             

(Lennon)

 

 

birlikte çift ses şarkı söylerdik;
o bir Akdeniz mandalinası,
ben İstanbul’da bir ceviz ağacı,
turuncuyla kahverenginin uyumunda
tınladık durduk ruhlarımızla…

 

                                                                                                                                                                                                              

*              *              *

 

Bródy, Dylan ve Lennon şiirlerini Türkçe'ye çeviren : Ö y k ü c ü

 

 

 

 

 

"Denemelere dönüş"